bu meretin cebi çok geniş.. bu cebe sık giren her şey suni havası oluşturuyor bende.. doğru bile burada metalleşiyor, elektronikleşiyor.. yanılma yandırma paylarını artırıyor.. hiçbir zaman yalnızlığımdan şikayetim olmadı.. yalnız...
senden söz açtıktan sonra beni solmuş buluyorum uzun bir sahilin dagalarıyla yuvarlanıp gelmiş de sararmış yüzü bir deniz kuşu yanına konmuş da fark edilmiş...
şimdi senden bahsediyorum. tam da senden. bu yazıyı...
ağıyor günü bulutların üstünden yağıyor orman gökten önce su sağıyor saçını boynundan aşağıya düşüyor yere yüzünün üstü avucunda, hanımeli. tutuyor göğsünü parçalanma yuttuğu suya karışıyor dudağının kanı ilk bulduğu...
kayıp düşmem, niçin kayıp düşe düşmem, aşka çıkmaz, ayıp mı? bir anlaşmamam var yüzümle camla yüzleştimdi ondan ince çizgi şakağımdan boynuma inmiş kağıtla sözleştimdi, satır kesisi, harf harf...
yeşil göynekli adam-ın kırmızı çorabı-nın ucundaki delikten çık-an soyulmuş yıpranmış morarmış ezik büzük olmuş ayak kokan parmağın hijyene duyduğu aşk, yeşil göynekli adam-ın nasırlanmış elinden çıkan parmakla kaşınınca (?........................devamı yorumlarda!)
gece sindi kirpiğe yanağa düştü çiğ eğildi sesim çığ düştü can yanardağ ciğer yanar da kuş birden soğudu yüzüme birden sindi ter ...
söyle_____________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________