|
ve sonra
bir bataklığa dönüşür adamın hayatı...
yolu geçtiği her hayat bir orman ağacı eli söktüğü her çiçek bir uçurup tutmacı
önce çıktığı her ağaç bir çiçek açmasıydı açtığı her tomurcuk bir ağaç çıkması çıktığı her açma bir çiçek ağacıydı açtığı her çıkma bir ağaç çiçeği
toprak, kokusunu vurdu mu adamı koştururdu
yolu geçerdi, yolu yolunmazdı, mutlak geçerdi içinizden yolgusu buydu büyük küçük dolaşım, keşfedilecek kıtaları vardı omurlarında
bir orman, kıta, okyanus gözünün bebeğini emekletmeden yürütürdü hemen
ve sonra "güneş onu takip etmemi istiyor, dönüp durması bundan" diyerek uzaklaştı yanımdan anlaşılan yalnız kalmak istiyordu, "yalnızlığından da kurtulup yalnız" ben de onu yazmayı bıraktım elimden gelmeyen tek şey yazmayı bırakmak olsa da yaptım..
şimdi döndü adam, yüzünde çiçek açmış orman ağaçlarıyla bir uçuruma sırtını döndü adam
tam da oradan, ayak bilek yayları yaylanırken boşluğa geri yüzünü yüzünüze dikti adam, her yanda kanlı deri
yolda görürseniz selam vermeyin
bir orman yangını, bazen tamamen sebepsizdir, içinde kadın varsa...
aR
|
| Yorum (16) :: Yorum yaz! :: Bağlantı |
|
ve
ormanda ağaçlar sıklaşmaya başlamış
|
| Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı |
*
|
| Yorum (362) :: Yorum yaz! :: Bağlantı |
|
giyotin
uyku ve intikam
giyotin tam boynumda durdu hangi uykumda uykular ayrı sayılmalı sayılan zamandan ayrı sayıklanmalı
sadece bir damla kan süzüldü boynumdan dokuda biriken kanı hava süzüp yüzüme damlattı
uykulardaki olaylar ayrı sayılmalı sayılan olaylardan ayrı sayıklanmalı
kan yüzüme damladı hiç kaybetmeden yoğunluğunu
giyotin sonra indi beni uykumdan ayırarak uykumdaki beni ayrı saymalı diğer sayılan benlerimden ayrı sayıklanmalıyım
uyandığımda
|
| Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı |
|
telefonun cebi
bu meretin cebi çok geniş.. bu cebe sık giren her şey suni havası oluşturuyor bende.. doğru bile burada metalleşiyor, elektronikleşiyor.. yanılma yandırma paylarını artırıyor.. hiçbir zaman yalnızlığımdan şikayetim olmadı.. yalnız kalınabilecek bir dünya olmadığındandır aslı, bu dünyanın.. telefon da beni tamamlamıyor.. yaramı sarmıyor.. sadece işe yarıyor.. iş iş için en çok iş için.. işi bölmeyen kısa sevgi saygı gösterileri için mesajlarla hiçbir problemi çözemeyeceğimi biliyorum.. içim biliyor ya; telefona mesaj sesi geldiği zamanlar, hele beklemiyorsam çok az sevinmişimdir.. tekrarlayan mesajları ise okumak içimden pek az gelmiştir.. Allahtan annem ve babam bana mesaj atmazlar; onlardan da sıkılabilirdim bu yüzden çünkü.. Mesaj istemiyorum demek, kes sesini değil; yanlışsın değil.. mesaj istemiyorum demek.. hele bir de kafa dinlemem gerekse... ben yalnız çalışırım ve çalıştıklarımı paylaşırım.. paylaşmıyorsam çalışıyorumdur ve yalnızımdır yalnız çalışırım ama yalnız olduğumu sanmam.. elim ayağım gözüm kulağım ve ulaşabildikleri her şeyle birlikteyimdir. ya hep ya hiç'lik olmadığımı biliyorum.. kıvamı seviyorum.. kıvam ki ateşin altını fazla açınca bozulur, yemeği yakar.. az açınca zamanla kıvamı, daha kıvamlı hale getirir.. kapayınca hiçbir şey olmaz: çiğ çok açınca yanık: yenmez kararda açınca: tadından kafam ağrımıştı ancak bunları yazarken geçti...
|
| Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı |
| görmediğimi zannetme |
| Yorum (112) :: Yorum yaz! :: Bağlantı |
|
ki Sen ..........................
senden söz açtıktan sonra beni solmuş buluyorum uzun bir sahilin dagalarıyla yuvarlanıp gelmiş de sararmış yüzü bir deniz kuşu yanına konmuş da fark edilmiş kaçmamış bir ağaca takılıp kaç yağmurda ıslanmış kaç güneşte kurumuş çekmiş çekmiş çekmiş buluyorum beni gözlerinden düşüncesinden beni bulduğum yerde duruyorum bir ağaç dalını eğiyor boynuma bir kuş kanadını sürüyor göğe yükselirken bir çizgi boylu boyunca bölüyor hayatımı ortaya yarısında aldığımı diğerinde veriyorum; öksürük
beni bulamıyorum, olduğuma bile emin değilim sözü senden açmayınca
biliyorum ki;
sen ...........................................
|
| Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı |
|
sen ne diyorsun: "Ben, ......................."
şimdi senden bahsediyorum. tam da senden. bu yazıyı okumaya başlayan sen; başkasını düşünme senden diyorum. seni tanıyor muyum tanımıyor muyum bilmiyorum. nasıl daha anlaşılır yapayım, şimdi şu an bu yazıyı okumayı sürdüren senden bahsediyorum. meraklanan ya da yine de hiçbir şey düşünmeden yazıyı devam ettiren senden işte. tamam çok sen var açıp gözü bakınca. ama senden diyorum.. anladın işte, yazıyı okurken parmağınla monitöre dokun. bak neredeyse 1 cm boşluk var yazımla aranda. benle senin aranda da benzeri bir boşluk var, hep de olacak. bir daha dokun ve anla. o dokunan parmağın sahibine sesleniyorum ben, yani sana. sen',in yanında 'ben' nedir, merak ediyorum. ben diye başlayan bir cümleyi. tek cümleyi.
"Ben, ......................................" |
| Yorum (21) :: Yorum yaz! :: Bağlantı |
|
yağmurun sesi " ............................"
ağıyor günü bulutların üstünden yağıyor orman gökten önce su sağıyor saçını boynundan aşağıya düşüyor yere yüzünün üstü
avucunda, hanımeli.
tutuyor göğsünü parçalanma yuttuğu suya karışıyor dudağının kanı ilk bulduğu duvara yaslanma
dizleri bozuyor bağlarını ağrıya ilk bulduğu duvarın dibine çökme hanımelini alıyor elini süzen su ilk bulduğu kapıya vuruyor kalbi dayanacak hal bırakmadıydı su eriyor işte yüzü hamuru
kapı gıcırdıyor, artık kararmış ahşap karşıda bir ses gıcırdıyor, kapıyı açmadan "kimsin?" seste bir yufka yürek, açılıyor kapıyla sitem, sevinç, burkulma; gözü yaşı, siteminde af, ıslanıyor yufka yüzü hamurunda bildik ifade hazır replik, söylenesi olmuş şahadetten önce:
"biliyordum geleceğini, görmediler ya!"
gözleri görseydi baksaydı dizleri çözülmeseydi kaçsa.. dudakları dayansaydı söylemeseydi işte sevinçtendi yoksa :
"............"
devamı yorumlarda
|
| Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı |
|
"sen bu mektubu okuduğunda, ........................."
kayıp düşmem, niçin kayıp düşe düşmem, aşka çıkmaz, ayıp mı? bir anlaşmamam var yüzümle camla yüzleştimdi ondan ince çizgi şakağımdan boynuma inmiş kağıtla sözleştimdi, satır kesisi, harf harf basılı yarama, derin gökle gözleştimdi, can açıp, kabuk kabuk sakladığım yerden, kırıldı
niçin kayıp adam düşünce adam düşünceye? düş ince, düş inince akla gözlerini kaldırdı kirpikleri arasında siyah, parladı inci üstünde iki damla yaş erdi gözün dudağa gönderdiği şefkat, iki damla kurudu dudağı geçemeden ilk kuşlar göçmeden daha kayıp mı sizce kaybı adamın kıyıma dek sürükledi düşüşünü düşü çıktı ağrılı, süt düşü yola düştü peşi ardına
notu düştü altına -birkaç cümle- :
"sen bu mektubu okuduğunda, ...................................) devamı yorumlarda.
|
| Yorum (13) :: Yorum yaz! :: Bağlantı |
| <- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa -> |